Yeşil Devrim

İran ve devrim. 30 yılın ardından yine çok sık karşımıza çıkmaya başlayan iki kelime. Cuma günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde hile yapıldığı iddiasıyla başlayan olaylar gittikçe büyüyor.

Ahmedinejad’a karşı Tahran ve Erdebil haricinde bütün şehirlerde kaybeden -dört şehirde de berabere kaldılar- Musavi’nin yandaşları vakit kaybetmeden sokaklara döküldüler ve şimdi de seçimlerin iptalini istiyorlar. Musavi’nin Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne yaptığı iptal talebi reddedildi, ancak aynı konsey gönül alma olarak oyların kısmen yeniden sayılmasına karar verdi. Olaylara en sağduyulu yaklaşan taraf olan dini lider Hamaney’in bu karardaki etkisi büyük tabii. Ne de olsa “dini başkent” Kum’da yoğun bir trafik var. Ancak burada özellikle Musavi’nin oldukça akıllıca davrandığını belirtmekte yarar var, seçim öncesinde rakibi Ahmedinejad’ı önce Yezid’e, sonra Hitler’e benzetip hakaretler yağdırırken şimdi de -ironik olarak- yeşiller kuşanmış yandaşlarına ”kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” dercesine “evlerinizden çıkmayın, olaylara karışmayın” demeye başlaması, çok manidar olmakla birlikte aynı zamanda akılcı da. Çünkü bu sayede -doğal olarak Amerikalıların başını çektiği- Batı medyası da “aslında Musavi olay çıkmasını istemiyor ancak halk uyandı”ya getirmeye çalışıyor. Örnek teşkil etmesi açısından buyurun:

” ‘The people of Iran are finally fed up with the lies, the temperament, the foolish actions of Ahmadinejad,’ a 20-year-old Iranian man told CNN.”

http://edition.cnn.com/2009/WORLD/meast/06/17/iran.elections.rallies/index.html

Ahmedinejad ise bütün seçim sürecini götürdüğü ”halk adamı” görünümüyle devam ediyor. Seçimde de “tek halk” ve “kardeşlik” söylemleriyle yoksulların, Azerilerin, Kürtlerin, Arapların oylarını alarak rakibine “ezici” denilebilecek bir üstünlük sağladı. Fakat bugüne kadar -içlerinde Türkiye’nin de birkaç kez olduğu- onlarca örnekte gördüğümüz üzere, seçilmenin tek yolu seçimler değil. Bugüne kadar yaptığı anti-emperyalist çizgideki cesur açıklamaları ona nihayet pahalıya mal olmuşa benziyor (zaten seçim sonuçlarının ardından kendisini ilk kutlayanın da Venezüela Devlet Başkanı Hugo Chavez olması bu durumu yeterince açıklıyor). Ayrıca, daha önce seçimi kazandığı takdirde “düşmanlarının bütün yolsuzluklarının üzerine gideceğini” açıklaması da bu olayların görünmeyen sebeplerinden biri.

3645462296_cc858e5996

Dediğim gibi, olaylar gittikçe büyüyor. Bana kalırsa, çok açık provokasyon var. Yoksa Tahran’da Musavi yanlılarının tutup da Besic’lerin -Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllüler- kışlalarına saldırmalarının başka bir açıklaması olamaz. Zaten sabıkalı Besic’ler de ateş açtılar tabii ve bilanço: 8 ölü. Seçime saatler kala Devrim Muhafızları siyasi büro yetkilisi Yedullah Civani’nin yaptığı “burası Gürcistan ya da Ukrayna’ya benzemez, bastırırız” tadındaki uyarının hemen üzerine olması da işin tuzu biberi tabii. Cumhurbaşkanlığı seçimine karıştığı söylenen hileyle Devrim Muhafızları’nın ne gibi bir alakası olduğunu çözebilmiş değilim. Söz konusu Musavi yanlılarını her kim provoke ettiyse baruta ateşle yaklaşmayı iyi biliyor, zira tecrübeyle sabittir ki- trafik kazalarından tutun intihar bombalamalarına kadar- herhangi bir olayda ne kadar çok ölü varsa, o olayın etkinliği o kadar artar. Bu olaylar da önümüzdeki günlerde insanlar öldükçe daha çok ses getireceğe benziyor. Ama olan, İran’ın henüz  ilk devrimini gören kuşağının heyecanlı gençlerine oluyor.

Türkiye’de de geçtiğimiz yerel seçimin ardından CHP’nin önemli isimleri -başlarında tabii ki Deniz Baykal geliyor- bu tarz iddialarda bulunmuştu. Sayımın yapıldığı akşam elektriklerin kesilmesi, oy pusulalarının tarlalara atılmış halde bulunması (yakmak zor gelmiş tabii, “bugünlerde bir kibrit kaç para azizim?”) gibi şeylerden “derin” anlamlar çıkartmışlardı. Ama CHP’nin genç kitlesinin pasifliğinden midir yoksa provokatör eksikliğinden midir bilinmez, bu tarz tek bir olay bile çıkmamıştı.

Son olarak -her ne kadar çabuk bitmeyeceğini biliyor olsak da- bu olayların daha fazla kan dökülmeden bir an önce bitmesini ve Ahmedinejad’ın zaferinin boş yere daha fazla gölgelenmemesini umarak yazıyı noktalayalım.

Bir Yorum

Enis  on Haziran 21st, 2009

Öncelikle ilk yazın olması sebebiyle kutlarım.

Benzer bir yazı benim elime de ulaştı iranlı bir yazardan, olduğu gibi yayınladım.

Yazar ismi: la leh hosein
http://blog.virgullu.com/2009/06/17/irandan-mektup-var/

Yorum Yaz